Devlet, düzenin ve hukukun teminatıdır. Mafya ise bu düzenin dışında, çoğu zaman ona meydan okuyan bir yapıdır. Ancak tarih bize gösteriyor ki bu iki yapı her zaman birbirinden tamamen ayrı kalmamıştır. Bazen çıkarların, bazen güç dengelerinin, bazen de kontrol arzusunun kesiştiği noktalarda devlet ile mafya arasında görünmeyen bağlar kurulmuştur.
Bu bağlar, çoğu zaman açık bir iş birliği şeklinde değil; örtük ilişkiler, karşılıklı fayda ve sessiz anlaşmalar üzerinden gelişir. Devletin ulaşmakta zorlandığı alanlarda mafyanın etkisinden faydalanma düşüncesi, kısa vadede pragmatik bir çözüm gibi görülebilir. Ancak uzun vadede bu tür ilişkiler, devletin meşruiyetini aşındıran ve hukuk düzenini zayıflatan bir risk haline gelir.
Mafya, doğası gereği boşlukları sever. Hukukun zayıf olduğu, denetimin eksik kaldığı her yerde kendine alan açar. Devlet ise bu boşlukları kapatmakla yükümlüdür. Ancak bazı dönemlerde devletin içindeki unsurların bu boşlukları bilinçli olarak görmezden geldiği ya da bundan fayda sağladığı iddiaları ortaya çıkar. İşte tam da bu noktada sorun, sadece mafyanın varlığı değil; onunla kurulan ilişkinin niteliği haline gelir.
Bu ilişkiler, sadece suç dünyasını değil, siyaseti ve toplumsal güven duygusunu da etkiler. Çünkü vatandaş için devlet, adaletin ve eşitliğin temsilcisidir. Eğer bu temsil zedelenirse, toplumda “hukuk herkes için eşit mi?” sorusu giderek daha yüksek sesle sorulmaya başlanır. Bu soru, bir sistemin en kritik sınavlarından biridir.
Mafya ile mücadele, sadece operasyonlarla değil; şeffaflık, güçlü kurumlar ve hesap verebilirlik ile mümkündür. Devletin kendi içindeki karanlık noktaları aydınlatmadan, dışarıdaki karanlık yapılarla mücadele etmesi zorlaşır. Bu yüzden mesele, sadece suç örgütlerini tasfiye etmek değil; aynı zamanda o örgütlerin güç bulduğu zemini ortadan kaldırmaktır.
Sonuç olarak, devlet ile mafya arasındaki mesafe ne kadar net ve keskin olursa, hukuk o kadar güçlü olur. Bu mesafe bulanıklaştığında ise sadece sistem değil, toplumun vicdanı da zarar görür. Gerçek güç, kontrol edilemeyen yapılarla kurulan geçici ittifaklarda değil; hukukun üstünlüğüne duyulan sarsılmaz bağlılıkta saklıdır.
Volkan BÜYÜKKASİM
