Herkes Haklıysa, Kim Yanlış?

Bir süredir bu ülkede ilginç bir düzen hâkim.
Herkes konuşuyor, herkes açıklama yapıyor, herkes kendince haklı.
Ama ortada bir sorun varsa, onun sahibi yok.

Yanlışlar oluyor ama kimse yapmıyor.
Sonuçlar doğuyor ama kimse doğurmuyor.
Sorumluluk ise kalabalığın içinde sessizce kayboluyor.

Siyasette, bürokraside, medyada hatta gündelik hayatta aynı refleks tekrar ediyor:
“Ben değilim.”
Bir hata varsa sistemindir.
Bir kriz çıkmışsa şartlarındır.

Bir bedel ödenecekse başkalarınındır.

Bu yüzden yanlışlar sahipsiz kalıyor.
Sahipsiz kalan her yanlış ise büyüyor, kök salıyor ve sıradanlaşıyor.

Bugün en tehlikeli şey, yanlışın yapılması değil;
yanlışın normalleşmesi.
Çünkü kimse sahiplenmediği bir hatayı düzeltme ihtiyacı hissetmez.

Devlet dediğimiz yapı yalnızca kurumlar toplamı değildir.
Devlet, sorumluluk alan insanların omuzlarında yükselir.
O omuzlar kaçtığında geriye sadece tabelalar kalır.

Liderlik, yüksek sesle konuşmak değildir. Liderlik, sonuç doğduğunda öne çıkabilmektir.

Başarıda kalabalığın arasına karışıp, hatada görünmez olanlar lider değil; kalabalığın en gürültülü figüranlarıdır.

Bugün herkes haklıysa,

yarın yanlışlar kime ait olacak?

Belki de asıl soru şudur:

Yanlışın sahibi olmaktan bu kadar korkan bir toplum,

doğruyu ne kadar sahiplenebilir?

Volkan BÜYÜKKASİM

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir