Uğur Mumcu: Susmayan Kalemin Bedeli

Uğur Mumcu, yalnızca bir gazeteci değildi; karanlıkla arasına mesafe koymayı reddeden bir yurttaştı. Onun kalemi, güce yakın durmayı değil, gücü denetlemeyi seçti. Devleti seven ama kutsallaştırmayan; cumhuriyeti savunan ama dogmaya teslim etmeyen bir aklın temsilcisiydi.

Mumcu’nun yazıları, “bilgi”yi cesaretle buluşturdu. İddia değil belge konuştu; söylenti değil iz sürdü. Bu yüzden hedef alındı. Çünkü karanlık, en çok aydınlatandan korkar. 24 Ocak’ta susturulmak istenen yalnızca bir insan değil, hakikatin kendisiydi.

Bugün Uğur Mumcu’yu anmak, nostaljik bir ritüel değildir. Onu gerçekten anmak; soru sormayı, hesap sormayı ve yalnız kalmayı göze almayı sürdürmektir. Gürültünün, hızın ve algının çağında, Mumcu’nun yöntemi hâlâ geçerlidir: Okumak, araştırmak, bağlamak ve yazmak. Onun bıraktığı miras nettir:Gazetecilik; taraf tutmak değil, taraf olmamaktır—hakikatin tarafı olmak. Demokrasi; sandıkla bitmez, şeffaflıkla başlar. Cumhuriyet; bir slogan değil, ahlaki bir sorumluluktur.

Uğur Mumcu yaşıyor mu?Evet—her belgede, her dipnotta, her inatçı soruda.

Volkan BÜYÜKKASİM

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir