Milletin Kürsüsünde Yükselen Ses
Meclis…
Millet iradesinin tecelli ettiği yer.
Sözün silah, fikrin güç, hukukun zemin olduğu çatı.
Ama bazen o çatı altında söz tükeniyor, ses yükseliyor, yumruk konuşuyor.
Mecliste yaşanan her kavga, sadece iki milletvekilinin öfkesi değildir. O görüntüler, ekran başındaki milyonlara yansıyan bir aynadır. Çünkü Meclis, toplumun en yoğun halidir; orada yaşanan her gerilim, dışarıdaki kırılganlığın izdüşümüdür.
Siyaset, çatışma sanatıdır; ama bu çatışma fikirle olur. İtiraz olur, sert eleştiri olur, yüksek ses olur… Fakat fiziki temas başladığında siyaset biter, itibar zedelenir. Milletin kürsüsünde yumruk, aslında temsil edilen milyonların iradesine gölge düşürür.
Peki neden bu noktaya gelinir?
Çünkü siyaset, sabır ister.
Çünkü temsil, sorumluluk ister.
Çünkü güç, kontrol edilmediğinde ağırlık yapar.
Toplum zaten yeterince gergin. Ekonomik sıkıntılar, adalet tartışmaları, kutuplaşma… İnsanlar evinde haber izlerken çözüm görmek ister, kavga değil. Güven görmek ister, öfke değil. Devlet ciddiyeti görmek ister, sokak refleksi değil.
Mecliste kavga, aslında siyasetin dilini kaybetmesidir.
Dil kaybolduğunda diyalog ölür.
Diyalog öldüğünde demokrasi zayıflar.
Unutulmamalı ki; Meclis, bir güç gösterisi alanı değil, sorumluluk alanıdır. Orada yükselen her ses tarihe geçer. Ve tarih, sadece ne söylendiğini değil, nasıl davranıldığını da yazar.
Milletin kürsüsünde yumruk değil, akıl yükselmeli.
Çünkü o çatı altında temsil edilen sadece partiler değil; bir ülkenin geleceğidir.
Volkan BÜYÜKKASİM
