Bu ülkede çok şey konuşuluyor ama az şey açıklanıyor.
Çok vaat ediliyor ama daha azı hatırlanıyor.
Ve tam da bu yüzden Soruyoruz.
Soruyoruz; çünkü suskunluk bir tercih değil, dayatma hâline geldi.
Soruyoruz; çünkü cevap vermeyen her makam, sorumluluğunu da askıya almış sayıyor kendini.
Soruyoruz; çünkü unutmanın, alışmanın ve kabullenmenin normalleştirildiği bir yerde soru sormak artık bir yurttaş refleksi değil, bir direniş biçimi.
Neden bu haldeyiz?
Kim hesap verdi?
Hangi yanlışın bedeli gerçekten ödendi?
Hangi felaket “kaçınılmaz”dı, hangisi ihmaldi?
Bu sorular rahatsız edici olabilir.
Ama asıl rahatsız edici olan, bu soruların hiç sorulmamasıdır.
Soruyoruz çünkü;
– Gerçekler süslenince değişmiyor.
– Rakamlar konuşurken vicdan susmuyor.
– Gürültü arttıkça hakikat kaybolmuyor, sadece üstü örtülüyor.
Bu ülkede sorun soru soranlar değil.
Sorun, cevap vermekten kaçanlar.
Sorun, eleştiriyi düşmanlık sayan anlayış.
Sorun, “zamanı değil” denilerek ertelenen adalet.
Biz sormaya devam edeceğiz.
Çünkü soru sormayan bir toplum, yönlendirilmeye mahkûmdur.
Çünkü cevap aramayan bir halk, sonuçlara razı olmaya zorlanır.
Ve unutulmasın:
Soru bitmezse, hikâye değişir.
Ama sorular susturulursa, sadece sessizlik büyür.
Soruyoruz
Çünkü bu sessizlik bize ait değil.
Volkan BÜYÜKKASİM
