6 Şubat: Toprağın Değil, İhmalin Çöktüğü Gün

6 Şubat sabahı, saatler henüz ilerlememişken Türkiye uyandı; ama bildiği hayata değil. Yer sarsıldı, şehirler sustu, insanlar zamansızca karanlığa gömüldü. O gün, yalnızca binalar yıkılmadı; “olmaz” denilen her şey oldu, “hazırlıklıyız” denilen her iddia çöktü.

Deprem, doğanın diliyle konuştu. Sertti, acımasızdı ve kaçınılmazdı. Ancak yıkımın büyüklüğü, doğanın değil, ihmallerin eseriydi. Yan yana duran iki binadan biri ayakta kalırken diğerinin yerle bir olması, kaderle açıklanamaz. Bu tablo, yılların görmezden gelinen uyarılarının, ertelenen denetimlerinin ve sessizce kabullenilen yanlışlarının sonucudur.

6 Şubat’ta enkaz altından sadece insanlar çıkarılmadı. Aynı zamanda bir ülkenin ihmalleri, eksikleri ve gecikmiş yüzleşmeleri de gün yüzüne çıktı. Yardım çağrıları, zamanla yarışan kurtarma çabaları ve gecenin içinde yanan küçük umutlar, milletin vicdanını ayakta tuttu. Dayanışma vardı; ama bu dayanışma, olması gerekenin telafisi olmamalıydı.

Bu felaket bize bir gerçeği açıkça gösterdi: Afet sonrası fedakârlık, afet öncesi sorumluluğun yerini tutmaz. Asıl sınav, enkaz kaldırıldıktan sonra başlar. Unutmakla değil; hatırlayarak, hesap sorarak ve değişerek aşılır.

6 Şubat, yalnızca bir yas günü değildir. Aynı zamanda bir uyarıdır. Eğer bu uyarı duyulmazsa, tarih tekerrür etmez; ihmal tekrar eder.

Volkan BÜYÜKKASİM

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir