Sorumluluk, Devletin Sessiz Gücüdür

Devlet, yalnızca kurumların toplamı değildir.
Devlet; karar alma iradesi, süreklilik bilinci ve sorumluluk ahlâkıdır. Bu ahlâk zedelendiğinde, en güçlü yapılar dahi işlevsiz hâle gelir.

Son dönemde kamuoyunda sıkça rastlanan tartışmalar, meselenin özünden çok gürültüsünü büyütmektedir. Oysa devlet geleneğinde esas olan, yüksek sesle konuşmak değil; doğru zamanda, doğru yerde ve doğru biçimde hareket etmektir. Söz geçicidir, kayıt kalıcıdır. Devlet hafızası, anlık tepkilerle değil, tutarlı kararlarla inşa edilir.

Her karar bir sonuç doğurur.
Her sonuç ise bir sorumluluk alanı oluşturur.
Bu alanın sahipsiz bırakılması, yalnızca bugünü değil, geleceği de belirsizliğe iter.

Devlet yönetiminde başarı, yalnızca doğru karar almakla ölçülmez; alınan kararın arkasında durabilme iradesiyle anlam kazanır. Hata yapmamak mümkün değildir. Ancak hatayı kabullenmek, düzeltmek ve tekrar etmemek, devlet ciddiyetinin asli unsurlarındandır.

Yetki, beraberinde hesap verebilirliği getirir.
Bu denge bozulduğunda, güven duygusu zayıflar. Güvenin zayıfladığı yerde ise kurumlar ayakta kalsa bile meşruiyet aşınır. Devlet, vatandaşın gözünde yalnızca var olmakla değil, adil ve öngörülebilir olmakla güç kazanır.Toplumlar, kriz anlarında devleti izler.Sessizliğini, tutumunu ve reflekslerini kaydeder.Bu nedenle devlet dili; aceleci değil, açıklayıcı; sert değil, kararlı; tepkisel değil, ilkelere dayalı olmalıdır.Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha fazla açıklama değil; daha fazla tutarlılıktır.Daha fazla polemik değil; daha fazla sorumluluk bilincidir.

Devletin gerçek gücü, en çok konuştuğu anlarda değil; en doğru davrandığı zamanlarda ortaya çıkar.

Volkan BÜYÜKKASIM

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir