SOSYAL KONTROL, DEVLET, KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE TEKNOLOJİ

SOSYAL KONTROL DEVLETİ
Sosyal kontrol kavramı sosyolojinin en temel kavramlarından biridir. Sosyal kontrol,
Oxford sözlüğüne göre bireylerin veya grupların davranışlarının sosyal süreçlerce
düzenlenmesidir.
Bir çok tanımı olmasına rağmen hepsi aynı anlama çıkıyor aslında. Toplumun, bireyin
davranışlarını kısıtlaması, sınırlandırması ve normları benimsemesini sağlamaya çalışma
durumudur.
Sosyal kontrol olmadan toplumun huzuru sağlanamaz. Bireylerin kontrol edilmeye ihtiyaçları
vardır her daim. İnsanlık kontrol edilmediği takdirde kargaşadan geçilemez.
Bazı ülkeler topluma, toplumlar ise bireye sosyal kontrolü şeri hukuk üzerinden sağlamaya
çalışırken, modern ve sosyal olan ülkelerde toplumun uzlaştığı yasalar üzerinden
yürütülmektedir.


Joseph Fichter’e(2002) göre, sosyal kontrol sosyalizasyon sürecinin bir uzantısıdır.
Sosyalizasyon kişinin toplumda onaylanan davranışların neler olduğunu öğrenmesi sürecidir.
Kendi kendini kontrol etme sosyalleşmenin öznel boyutudur, sosyal kontrol ise sosyalleşmenin
nesnel boyutudur. Kişilerin toplumun değerlerine uygun davranmasını sağlamak için sosyal
kontrol aracılığıyla kişiler üzerinde baskı kurulur. Sosyal kontrolü, olumlu-olumsuz kontrol,
resmi-gayri resmi kontrol ve grup kontrolü-kurumsal kontrol şeklinde üçe ayırmaktadır.
Olumlu olumsuz kontrol ikna, önerme, eğitme ödül ya da tehdit, emir, buyruk, zorlama,
cezalandırma şeklinde gerçekleşir. Resmi kontrol siyasal otorite ve yasalar ile gayri resmi ise
ayıplama, dışlama gibi davranışlardan oluşur.


Resmi kontrolün en önemli özelliği, herkes için zorunlu olmasıdır. Resmi toplumsal kontrol,
bireyin norma uygun davranmasını garanti altına almak için ya ödül sisteminden ya da
yaptırımdan yararlanır. Yaptırım, resmî olabileceği gibi gayri resmî de olabilir. Resmî olmayan
toplumsal kontrol en az resmî toplumsal kontrol kadar etkilidir. Özellikle birincil ilişkilerin
etkili olduğu gruplarda daha etkili bir kontrol mekanizması işlevi görür. Kınama, dışlama,
ayıplama gibi yaptırımları nedeniyle oldukça etkili bir kontrol sağlar. Resmî olmayan toplumsal
kontrolün zayıflaması toplumsal düzenin korunmasını büyük oranda güçleştirir.
Resmi sosyal kontrolün doğuşu 17. yüzyıl filozofu Thomas Hobbes’e uzanır. Kendi çıkarına
sahip bireylerden oluşan bir toplumda, her şeyin kötüleşerek insanların birbirine karşı savaş
halinde olmalarını önlemek için büyük bir güce yani devlete ihtiyaç olduğunu iddia eder.
Ardından bireyler, devletin kanunlarına uyma sözü vererek bireysel özgürlüklerinin bir
kısmından vazgeçmeyi kabul ettiler ve karşılığında devlet, bireyleri koruma sözü verdi.
Böylece sapkınlığı caydırmak ve gerekirse cezalandırarak önüne geçilmesi istendi. Bu bir
gerçek ki toplumun düzenini sürdürebilmesi için insanın bir tür kontrol altında tutulması
gerekirdi. Çünkü sistem, üstünde anlaşılmış ve zorunlu bir sosyal düzen olmadan işleyemez
aksi takdirde kaos hüküm sürebilirdi.
Bireylerin davranışlarına etki eden kendilerine ölçü olarak aldıkları iyi ve kötü yargılar vardır.
Fakat, yaptırım gücü ile bireylerin davranışlarına sınır koyan emir ve yasaklar olduğu için
davranışlarını ona göre şekillendirmek zorundalar. Böylelikle birey, toplum veya devlet baskısı
ile hareket etmek durumunda kalıyor. ( hukuk normları, din, ahlak, görgü kuralları ve örf
adetler )
İhlal edilen bazı toplumsal normlar doğrultusunda ceza vermek; toplumsal değer ve normların
birlikte örgütlenmesi sonucu oluşan ve toplumsal yapıyı korumayı amaçlayan, yargı ve ceza
sistemleri gibi resmî kurumlara kalmıştır. Bazı resmi yaptırımlar, olumsuz davranışları
caydırmak için para cezalarını ve hapsetmeyi içerir .
Resmi sosyal kontrolün diğer biçimleri, sansür , sınır dışı etme ve siyasi özgürlüğün
sınırlandırılması gibi olumsuz olarak görülen davranışa bağlı olarak daha ağır olan diğer
yaptırımları içerebilir. Resmi sosyal kontrolün diğer biçimleri, sansür , sınır dışı etme ve siyasi
özgürlüğün sınırlandırılması gibi olumsuz olarak görülen davranışa bağlı olarak daha ağır olan
diğer yaptırımları içerebilir.
Şeri hukukun geçerli olduğu ülkelerle çağın gerisinde kalmış ülkeler kurallara uymayan
bireyleri en ağır cezalar ile baskılamaya çalışırken (idam, kırbaç gibi), kimi ülkelerin en ağır
cezası ömür boyu hapistir. Bir ülkede idamın olup olmaması tartışılan bir konudur. Fakat
idamın geri dönüşü yoktur.
Sosyal kontrol üzerine en eski sosyolojik perspektiflerden birini geliştiren Sosyoloji Profesörü
Talcott Parsons’a göre uyumun, sadece bireyleri cezalandırmak tehdidi ile kurallara uymaya
zorlayan dış kurumlar (polis, asker vb.) tarafından değil de beraberinde sosyalleşme yoluyla
normları ve değerleri içselleştiren bireylerin aracılığıyla olduğunu savunur.
Ki eğitimin resmi sosyal kontrolde önemli bir yeri vardır. Sosyal kontrolü bireyler üzerinde
kurmak elbette ki polis varlığı yeterlidir fakat toplum tarafından benimsenmemiş sistemi
yıkmak kolaydır. Devletler, sosyal kontrolü eğitimle (okullar gibi…) değil sadece baskı
kullanarak sağlamaya çalışıldığı takdirde, düzenin bozulması an meselesi olur.
Sosyal Kontrolün topluma kazandırdıkları;
Kaynağı sosyal yaşamdır, her toplumda görülür.
Toplumun düzenini ve devamını sağlar.
Her türlü sosyal ilişkiyi kapsar.
Bireylerin toplumsallaşmasını sağlar.
Birey örnek davranış kalıplarını öğrenir ve taklit yoluyla kazanılır.
Toplumdan topluma veya aynı toplumda da değişir.
Toplumsal norm ve değerleri araç olarak kullanır.


Günümüzde teknolojinin ulaştığı düzeyle devletin toplumsal denetleme kapasitesini olumlu ve
olumsuz yönde arttırmaktadır. Dinen yönetilen ve geri kalmış ülkelerde toplum gibi medyada
baskı altındadır. Bu nedenle tarafsız bir yayıncılık olmaz olamazda zaten. Toplumu daha kolay
şekillendirdiği bir gerçektir. Fakat bu modern ülkelerde medyanın masum olduğunu
göstermiyor.

  • Kimi zaman medya organları, yaptıkları yayın ve haberlerle insanların davranışlarını,
    düşüncelerini etkileyebilmektedir. Bir çok toplumsal olayın ortaya çıkmasında ve
    planlanmasında büyük rol oynamaktadırlar. Arap Baharı’nda, medyanın rolü belliydi.
    Medya hayatın her alanına nüfuz ettiği gibi insanların duygularının şekillenmesinde de
    önemli rol oynamaktadır.
  • Böylece bireyselleşmenin önünde engel olabiliyor. Kitle iletişim araçlarını kullanarak
    yarattıkları tek doğru kavramıyla toplumda var olan birkaç görüşün en doğru veya tek
    doğru olduğu düşüncesini bireye aşılayabiliyor. Bireyde dışlanma korkusunun yarattığı
    etkiyle var olan tek doğruya uyum sağlıyor, onu benimsiyor ve bireyselleşmeden
    uzaklaşıyor.
  • Maalesef bu tür platformlarda dezenformasyon yayılımı çok görünüyor ve halk
    sağlığını tehdit eder hale geliyor.
  • Kitle iletişiminin gelişimi kapitalizmin gelişimiyle paralellik göstermektedir. 19. yüzyılın
    sonlarında başlayan teknolojik gelişmeler, kitle iletişim araçlarının insanların gündelik
    yaşamının her anına sızmasına yol açmakla kalmamış, ülkelerin politik ve ekonomik
    işleyişine kadar tüm alanlarda etkin bir rol oynamasını da sağlamıştır (Cangöz, 2013:
    31-32).
    Böylece kitle iletişim araçların topluma faydası olduğu gibi zararları da vardır.
  • Küreselleşme sürecinde iletişim teknolojilerinde yaşanan devrimlerle birlikte bu
    etkinin daha da yayıldığı, zaman ve mekân farkının ortadan kalktığı, insanların dünya
    ölçeğinde buluşabilir hale geldiği görülmektedir.
    Teknoloji’nin devlet denetimlerinde en önemli faydalarıysa;
  • Çağın ilerlemesi ile modernleşen ve sosyalleşen toplumlarda kontrol mekanizması
    üzerinde devletin etkinliği azalıyor. Çünkü gelişen teknoloji ve internet erişiminin
    kolaylaşmasıyla beraber dünyada internet ve sosyal medya kullanımı gitgide artıyor.
    İnsanlar fikirlerini, düşüncelerini, yaşadıklarını, gördüklerini, toplumsal olayları ve bu
    olaylar karşısındaki tepkilerini geniş bir kitleye ulaştırabilmelerini ve çözüme
    ulaşmasında katkı sağlamış oluyor. Kontrol artık toplumun her alanına yayılmıştır.
  • Güvenliği sağlamak amacıyla kurulmuş kameralar sayesinde kişinin, yakalanma
    endişesi duyup suçu işlemekten vazgeçmesi ya da suç işlendiği takdirde kameralar ile
    suçu kimin, ne zaman işlediği kısa zamanda öğrenilmesi,
  • Kimi teknolojik aletler aracılığıyla suçlunun belirlenmesi,
  • Telefon veya çağrı cihazları sayesinde devlet; suça karışmış ya da şüphelendiği bireyin
    telefonunu dinlemesi, konumunu izlemesiyle olayın çözülmesini sağlaması,
  • Tüm devlet kurumlarının ortak veri tabanı, elektronik arşiv kullanmalarını sağlayarak
    kurumlar arası entegrasyonu sağlayıp e-devlet sayesinde bilgi erişimi imkânı
    bulunabilmesi gibi faydaları vardır.
    Kaynakça:
    Öztürk, Meral(2015). Medya ve Suç Korkusu Arasındaki İlişki. https://www.researchgate.net/profile/Meral_Oeztuerk/publication/283179513_MEDYA_VE_
    SUC_KORKUSU_ARASINDAKI_ILISKI/links/5742039108ae298602ee2835/MEDYA-VE
    SUC-KORKUSU-ARASINDAKI-ILISKI.pdf .
    UĞUZ, BERİL(2013). Yeni Türk Sinemasında Kadına Yönelik Sosyal Kontrol Kodlarının
    Dönüşümü; Feminist Bir Açıdan İnceleme.
    https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/31021/BerilUGUZtez.pdf?s
    equence=1&isAllowed=y .
    https://en.wikipedia.org/wiki/Social_control/
    https://www.oxfordreference.com/view/10.1093/oi/authority.20110803100515340
    https://revisesociology.com/2020/03/18/what-is-social-control/
    https://tekniksosyoloji.wordpress.com/2010/04/26/sosyolojide-temel-kavramlar/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir